Ashikaga Çiçek Parkı – Japonya

Bu yazıyı ‘Yolda Olmak’ blogu ve sayfası için 08.05.2015 tarihinde hazırladım.

İlgili sayfa için: http://yoldaolmak.com/japon-bahceleri-resimleri-ashikaga.html

1.  Benzersiz bir morsalkım deneyimi

1870’te dikilen ve yaklaşık 2000 metre kareye yayılmış dalları ile Japonya’nın en büyük ve en yaşlı morsalkım ağacını Ashikaga Çiçek Parkı’nda görmek mümkün. Japonca adı Fuji olan bu ağaçlar Japonlar ve yabancı turistler tarafından büyük ilgi görüyor.

2.  Ağaç gibi görünmesine karşın o bir asma

Anavatanı Doğu ABD, Çin, Kore ve Japonya olan morsalkımlar görünüş itibariyle ağaca benzese de aslında bir asma türüdür. Hızlı uzama özelliğine sahip olduğundan ağırlaşan dalları genellikle metal iskelet ve ahşap sütunlar yardımıyla ayakta tutulur. Bu sayede ziyaretçilere salkımlardan oluşan doğal bir çardak görüntüsü sunar.

3.  100km yolculuğa değen bir park

Arabası olanlar Tokyo’dan 100km’lik bir yolculuk sonrası parka gidebiliyor. Trenle ulaşım için ise bütçe ve zamanınıza göre çeşitli seçenekler mevcut. Tokyo çıkışlı, tek yön biletine yaklaşık 90tl (4000Yen) vererek hızlı trenle (shinkansen) 70 dakikada ulaşabileceğiniz parka zaman sıkıntınız yoksa banliyö trenleriyle bir iki aktarma yaparak 3 saatte yarı fiyatına da erişebilirsiniz. Parka giriş ücreti mevsime göre değişiklik gösterse de bahar aylarında 30-40tl gibi bir bilet fiyatı karşınıza çıkabiliyor. Yine de bunların hepsi içeride yaşayacağınız eşsiz duygulara fazlasıyla değer.

4.  Bahar aylarında bir başka keyifli

Parkı aralık-şubat ve nisan-mayıs ayları arasında gezmek daha anlamlı. Kış aylarında çiçekler olmadığından salkımlara yerleştirilen led ışıkları ziyaretçiler için güzel bir ortam sunabiliyor. Çiçeklerin açmış halini görmek isteyenlerin ise nisan sonu-mayıs ortası gibi bir zaman diliminde parka gitmesi gerekiyor.

5.  Farklı tür ve renkte salkımlara ev sahipliği yapıyor

Bu fotoğrafta görmüş olduğunuz ağaca ‘duble morsalkım’ deniliyor. Çiçekleri, parkın geneline yayılmış olan morsalkımlardan daha irice. Parkta aynı zamanda beyaz ve altın renkte salkım ağaçları da bulunuyor. Onların da açması için mayıs ayını beklerseniz tabii..

6.  Japon bahçe sanatının en güzel yansımaları burada

Ashikaga Çiçek Parkı’nda göreceğiniz sadece salkım ağaçları değil. Envai çeşitte ağaç ve çiçek, Japonların bahçe sanatında göstermiş oldukları üstün kabiliyetler sayesinde parka özenle serpiştirilmiş durumda. Fotoğrafı çektiğim noktada, pembe çiçeklerden örülmüş elbisesiyle kardeşi köprüye ablalık eden bir ağacı keyifle izleyebiliyoruz.

7.  Ziyaretçileri büyülemeye and içmişçesine açan gür çiçekler

Parkın ev sahipliğini yaptığı diğer bir tür gösterişli çiçek de açelya. Açelya, her ne kadar Belçika’nın ulusal çiçeği olarak bilinse de Japonların elinde bir başka değer kazanıyor. Kırmızı, pembe, turuncu ve beyaz renklerde olan açelyalar parkta adeta bir çiçek denizi oluşturuyor.

8.  Yüzen bahçeler

Arka planda bulunan yemyeşil ağaçlarla beraber ziyaretçilere dinlendirici bir seyir sunan yüzen bahçelerin en önemli sakinleri zambaklar. Sevdiklerinizle huzur dolu bir yürüyüş yapmak için ideal bir park.

9.  Çiçeklerin içinde kaybolmamak işten bile değil

Bu muhteşem parkta zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. İki saattir ayakta olduğunuzu ve yorulduğunuzu farketmemeniz pek olası. Neyse ki bu gibi anlarda açelya denizi size en mükemmel dinlenme alanlarını sunuyor. Oturduğunuz yerden çiçek seyretmenin de keyfi bir başka olsa gerek.

10.  Morsalkım gün ışığında da güzel

Gece çekilen fotoğraflarıyla meşhur olsa da morsalkım ağaçları gün ışığında kesinlikle görülmeli. Sizin gibi aynı saatlerde parkın tadını çıkarmaya gelen yüzlerce insan olacaktır. Buna rağmen, ağaçlar gür olduğundan rahatça istediğiniz fotoğrafları çekebilirsiniz. Gerçi bu kareye bir hanım kızımız kenardan girmiş ama çoraplarıyla beraber parkta kendini en uygun haliyle kamufle edebilmiş görünüyor.

11.  7’den 77’ye her yaşta insanın zevkle dolaşacağı bir park

Ashikaga’ya gitmek için herkesin bir bahanesi vardır. Kimisi çiçeklerin renklerine hayrandır, kimisi tüm gün fotoğraf çekme amacıyla gelir. Çocuklar yeşil alanlarda istediği gibi koşup oynarken yaşlılar da sakinliğin ve peyzajın tadını çıkarabilir. Tıpkı bu dede ve ninemizin yaptığı gibi.

12.  Yaşasın, hava kararıyor!

Parka önceden gitmiş olanların da pekala doğrulayacağı üzere morsalkım ağaçlarının akşam ışıklandırmasını seyretmek benzersiz bir deneyim. Gerçekle masal arasında size gel-git yaptırır adeta. Fotoğraf çekmeyi unutmuş, düşüncelerinizden arınmış vaziyette bulursunuz kendinizi.

13.  Duracağınız her yerden enfes bir fotoğraf karesi yakalayabilirsiniz!

İtiraf edeyim ki yüzlerce insan etrafınızdayken fotoğraf çekmek pek kolay değil. Çılgınlar gibi selfie çeken Çinli ve Taylandlı grupları akıllı hamlelerle az kenara iteleyebilirseniz kendinize güzel bir kare yakalamanız kolaylaşıyor. Kalabalıktan sıyrılmak biraz sabır gerektirebilir.

14.  Göz kamaştıran açelyalar

Açelyaların tadını bizden bile daha çok çıkaran böcek dostlarımızdan izin isteyip bir kez daha dalıyoruz çiçek dalgalarına. Sanki on metre arkasında başka bir dünya varmışçasına önünüzde heybetli biçimde dikilen açelyaları gün kararmadan bir kez daha ziyaret ediyoruz.

15.  Orantısız çiçeğe maruz kalmak

Morsalkım ışıklandırmasını izlemek için sakin bir nokta ararken açelyaların arkasına düşmeniz pek de zor değil. En iyisi bu tesadüfen bulduğunuz yerde saklanmak ve açelyaların ardında, başkaları tarafından rahatsız edilmeden morsalkımları seyretmek.

16.  İşte gecenin yıldızı!

İnsanı tamamen dünyadan koparıp uzaklara götüren bir manzara. Kendinizi ortaçağ masallarında yaşayan bir karakter gibi hissetmemeniz için hiç bir neden yok. Bu uzaktaki parkın her yıl nasıl bir milyona yakın insanı cezbettiğini ise şimdi kavrıyoruz.

17.  Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor

Bir anlığına kendimi salkımların arasında kaybediyorum. Dalıp gidiyor, soyutlanıyorum. Salkımlardan yansıyan ışıkların gizli büyüsü bu olsa gerek; sanki az ileride o dallar bitmeyecekmişçesine eritiyor bakışlarınızı kendi bünyesinde. Nedensiz bir mutluluk kaplıyor içinizi.

18.  Bana huzurun fotoğrafını çekebilir misin?

Kim bilir kaç saattir dolaşıyorsunuz parkta. Zaten kendinizi kaptırıp gitmişsiniz morsalkımın ışık saçan çiçeklerine, tanelerine. Azıcık da kestirseniz nolacak? Hem gece de çökmüş. Haydi o zaman açelya ananın kucağına az kıvrılmaya.

19.  Çıkmadan önce son köprü

Geri dönüş yolunda elbette bu şirin köprüden geçmeniz gerekiyor. Ama neden kenara çekilip iki dakikanızı morsalkımların sudaki enfes yansımalarına bakmak için ayırmayasınız ki? Japonlar siz geçtiğiniz her yerden zevk alın diye canla başla çalışmış; takdir etmesi de bize düşüyor.

20.  Assolistler en son çıkar!

Siz deyin morsalkım yağmuru, biz diyelim perdesi. Ama ne olursa olsun bahar aylarında eğer Tokyo’ya düşecekse yolunuz; Ashikaga Çiçek Parkı kesinlikle görülesi.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,

Ciao,

Ekin B.

Kaynak:
http://en.japantravel.com/photos/wisteria-at-ashikaga-flower-park-tochigi
http://www.ashikaga.co.jp/park.html
http://www.japan-guide.com/e/e3850.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Wisteria

Yayınlayan

ordasaatkac

Benim hakkımda degil ama benim yazmam hakkında birkac kelam: Kocaeli'nin Darıca ve Gebze ilçelerinde geçirdiğim ilkokul ve lise dönemlerinde olsun, Ankara'nın ODTÜ'sunde sular seller gibi akıp giden beş yılım olsun hayatım boyunca yazmaktan kaçan bir insan oldum. Annem "Oğlum hadi yaz" dedi, yazmadım. Hocam "Yaz" dedi yazmadım (Zorla yazdım). Arkadaşlar "Yaz artık amk" dediler (arkadaşlarım da biraz terbiyesiz mi nedir) yine yazmadım . Yazmadım oğlu yazmadım. Marifet sanki. Sonra ne mi oldu? Bi gün yazacağım tuttu. Yazmaya başlamam aynı zamanda siyah zeytini sevmeye başlamamla aynı döneme denk gelir hatta. Ne zaman yüksek lisansım için taa anasının nikahına Japonya'nın başkenti Tokyo'ya gittim, işler değişti. Önce canım deli gibi zeytin çekti; sonra etrafımda olan biteni, bu ilginç yaşamı ve dünyamı facebook profilimde bir takım arkadaşlarımla paylaşmak için ufaktan ufaktan iletiler yazmaya başladım. Şöyle biraz geçmişe gidip gördüm ki 2012 Ekiminden 2014 Aralığına kadar neredeyse 80 word dokümanı ileti yazmışım. Peh. En azından benim gibi yazmaktan kaçan bi insan için peh. Tabii her zamanki gibi "Yazmayı sevmiyorum ben yae" bahanesiyle arkadaşlarımın bin bir ısrarına rağmen blog açmayı erteliyordum. Sonra, 2015 Ocak başında 2015in Mayısına kadar bulunacağım İsviçre'nin Lozan şehrine doktora stajımı yapmaya geldim ve bir gün kendime: "Yeter lan, aç açacaksan şu bloğu" dedim; açtım. Şaka gibi. Yazmak için illa kıta değiştirmem gerekiyormuş gibi. Neyse, umarım bu saatten sonra göçebeliğe kısmi bir son verip seyahat anılarımı aktarabilirim. Gezi ve gözlemlerimle ilgili zirzop paylaşımları yapacağım blog ve facebook sayfalarımda keyifli zaman geçirmeniz dileğiyle. Ciao, Ekin B.

“Ashikaga Çiçek Parkı – Japonya” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s