Bu Toprakların Mahsulü 15 Sevgililer Günü Hediyesi

Merhaba sayın okur. Bu sefer öyle geziymiş, seyahat anılarıymış, yok efendim Kamboçya’nın börtü böceğiymiş falan lüzumsuz işlerle zaman kaybetmeden kendimi çok önemli bir konuya adamak istiyorum. Evet, sevgililer günü.

Malum; şubata girer girmez insanoğlu olarak kıtlıktan çıkmışçasına kalplere boğulduğumuz, kampanyalardan kampanya beğendiğimiz, sevgilimizi yemin billah mutlu etmemiz için sosyal medyanın bizleri fikir silsilesiyle tokatladığı bi süreçten geçiyoruz. Sevgilinizin gönlünü fethetmekten kalbine girmelere, yok aşkınıza giden yolda fedakarlık yapm… Noluyo lan? Ayıcık mı alıyoruz, sefere mi gidiyoruz belli değil. Hayır, İstanbul’un fethinde bile böyle tantana olmamıştır bak. “Fetih yorgunluğunu atacağınız on kahvaltı mekanı”, “Cami yapılabilecek beş Bizans kilisesi”, “İstiklal’deki en leziz yedi midyeci (oha ikinci günden)” diye parşömen mi asacan bütün surlara; nedir yani? Neyse..

Şimdi bildiğiniz üzere, bu 14 Şubat denilen nane bize hristiyanlıktan, batıdan geçmiş bir adet. E buyursun da insan girdiği kültürün biraz suyuna gider ki bizim de ayağımız alışsın; iki kırmızı kalpli balon da biz alalım. Ama yok. Biz daha konsepti algılamadan (Allah peygamber sevgisi mi, kul sevgisi mi artık neyse) daya reklamı, ver kapitalis kapitalis fikirleri beynimize; ondan sonra da “Aa ama siz de yeniliklere çok kapalısınız:(” de. Ya birader, gitmiş diyorsun ki “Sevgilinize gül yapraklı romantik bir küvet hazırlayın.” Bak hele ya. Sanki bana Seattle’da yaşıyor pezemenk. En zamansız anda suların kesildiği ülke lan burası; adam su bulsa g.tünü yıkayacak ne küvetinden bahsediyorsun? Öbürü de yazmış “Likörde bekletilmiş çilekleri çikolata fondüsüne batırıp yatakta sunun” diye.

mesajinialdim
Meşazını aldım Berkecan kardeşim; peki şehvetli bir aşk gecesi için sen de var mısın Rahman abicim?

Hayır siz niye bu ülkede hiç Bayburt, Çorum yokmuşçasına davranıyorsunuz ki? Bakınız; yobazlık indeksine göre son beş yılın şampiyonu, Erzurum diye bir ilimiz var mesela. Çıkıp Yozgat’ta “Kamasutra nedir?” diye sorsan insanların çoğu kamyon markası ile sırt kaşıyıcısı arasında kalmazsa neyim. İşte bu yüzden, batının ahlaksızlığıyla bezeli fikirleri tövbeye çağırıp ‘sevgililer gününde yapabileceğiniz sürprizleri’ milli irademizden ve devlet büyüklerimizden aldığımız ilhamla sıralıyorum. Herkes niyet ettiyse başlıyoruz:

1. Ona küçük otobanlar yapın (All time favorite)

1-yol-yaptilar2
              Aber er hat die autobahn gemacht

İster Batman’da ister Afyonkarahisar’da olun; siz de biliyorsunuz ki duble yolların o gümüşi cazibesine kimse karşı koyamaz. Hatta bu sürprizinize krem şanti etkisi vermek istiyorsanız, ona tek yön bir Metro Turizm bileti alabilir, yolların keyfini biraz daha heyecanlı ve fantezi dolu sürmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca unutmamak gerek; milli irade ve izafiyet üzerine yaptığı çalışmalarıyla Nobel kazanmış Einstein’ın da dediği gibi; “Yalnızca iki şey sonsuzdur. Evren ve duble yollar. Fakat ilkinden o kadar da emin değilim”

2. Büyük resim kursuna yazılın

2-uzay-ussu
 Sebahattin sen yine de ülkemizi o kadar küçümseme

İlluminati üçgeninin karakalem teknik çizimiyle başlayan ve ilerleyen zamanlarda farklı perspektiflerden dış mihrak betimlemeyi öğreneceğiniz bu kurs sayesinde, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları şıp diye ayırt edebileceksiniz. Hem belli mi olur? Belki şurada küçük bir İsrayil ajanı vardır. Ve onun mason arkadaşları.

3. Toplu taşıma ile onu unutamayacağı bir yolculuğa çıkarın

3_metro_2
           Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Belimizi yeterince bükmüş olan ÖTV’si, KDV’si ATVsine ek olarak, hasstronomik benzin fiyatlarıyla da bizleri s..e s..e doğa sever yapmış hükümetimizin toplu taşıma projelerinden birini denemeye ne dersiniz? İster metroda yer kapmaca oynayabilir, isterseniz metrobüste hayatı sorgulayabilirsiniz. Peki ya üzerinde güneş batmayan, romantik bir 500T yolculuğu önersek? Mutluluk tek basım Akbil kadar yakınınızda.

4. Birlikte referanduma gidin

4-referandum
        Imma give my rey like there is no tomorrow

Gelin bu yıl ona sürpriz yapın ve ülke yöneticiliğine olan adaylığınızı açıklayın. Sendikaya yazılıp eylem yapmaktan yorulmuş sevgilinizin gözlerine bakın ve artık bütün yetkileri üzerinizde toplamak; birlik değil, ‘bir’ olmak istediğinizi söyleyin. Göreceksiniz; üstünden kalkan bu sorumlulukla o da Acunlu Sörvayvırın, Zuhal Topalla izdivacın keyfini sürecektir. Ne duruyorsunuz? Doğru sandıkların egzotik kabinlerine..

5. En sevdiğiniz hizmetin açılışında dua edin

5-dua-edin
 Haydi bakalim, pamuk eller havaya onegaishimasu

Sevgiliniz sürekli olarak “Beni hiç gezdirmiyorsun” ya da “Uf ya, hep aynı yerlere geliyoruz” diye yakınıyor ama durumunuz mu yok? Sorun değil. Şükürler olsun ki über gelişen ülkemizde gün aşırı bir tesis, bir hizmet, ne bileyim işte bi zamazingo açılıyor. Gidin; vatanımıza hayırlara vesile olsun diye yapılmış hizmete açın da iki dua edin. Her şey maddiyat değil ya. Bu 14 Şubat’ta da sevgilinizin sevap point kazanmak suretiyle ruhunu beslemiş olun. Hem cebiniz rahat etsin, hem Allah ne muradınız varsa versin. Win-win.

6. Dış mihrakları kıskandıracak köprüler inşaa ettirin

6-dis-mihrak-kopru

Biliyorsunuz ki sevgilinin evine giden yol bi şekilde köprüden geçer. O yüzden köprüye, tünele harcadığınıza üzülmeyin. Gerçi onu da vergilerden halledip çakal çükela iki üç mütahhite yaptırırsınız ama ortamlarda sorarlarsa işte “Tabii ki senin için sefgilim” dersiniz, kim bilecek? Hem Avrupa liginde size “Top benim, oynatmıyorum” diye çirkefleşen zengin komşunun çocuğunu da kısım kısım kıskandırabilirsiniz. O da olmazsa köprü ücreti diye gelen geçenden 35 dolar + KDV alırsınız; yine kârdasınız. Yatırım tavsiyesi.

7. İsviçre’deki paralarınızı saymaya yeni havaalanınızdan uçun

7-havaalani
                         Cem Uzan’a hapis şoku

Hey sen! Zengin olan. Elin milyoner bebesi instagramda horoyin partileri yapıp dam üstünde saksağan hoplatırken sen niye böyle mütevazi ve muhafazakarsın? Bu özel günde, sevgilinle görgüsüzlüğün dibine vurmak istemez misin? Tamam. Varıp da jetinde kediciklerle şoko partisi yap demiyoruz ama yedi düvele karşı inşaa ettiğin; geziciyi, fetocuyu, rakıfellırı hiçkokları çıldırtan havaalanını ona niye gezdirmiyorsun? Hazır ayağa kalkmışken Cenevrelerden bir de hesap açarsınız, fena mı? Hayat valla sana çikileta.

8. Düğün salonunda kostüm partisi verin

8-kostum
                          Kanalıma hoşgeldiniz

Yok ben illa mütevazı olacam ama yaratıcı kimliğimi de elden bırakmayacam derdindeyseniz, milyar dolarlık bir düğün salonu tutup yakın arkadaşlarınızı da davet ettiğiniz bir kostüm partisi verebilirsiniz. Temasına göre bornozlu sauna keyfi sürebileceğiniz ya da savaşçı kostümleriyle S&M dünyasına yelken açacağınız bu partide sürreallık boyutunu ayarlayıp sevgilinizi ve davetlileri bayıltmak sizin elinizde.

9. Yeni taşındığınız eviniz için ikametgahınızı değiştirin

9-muhtar
              Everybody put your fakir hüviyet in da air

Taze evli bir çiftsiniz veya bi düğün telaşı var; öbür yandan da yeni evinizi düzmeye çalışıyorsunuz. Zor iş. Tüm bunlar yetmezmiş gibi hop 14 Şubat çıkıyor başınıza. Örfüne de adetine de gününe de sayıp sövesiniz geliyor ama sövmeyin. Çünkü krizi fırsata çevirmek sizin elinizde. Dilerseniz ülkedeki bütün muhtarları ayağınıza getirtip ikametgahınızı istediğiniz adresten çıkararak sevgilinize hayatının şokunu yaşatabilirsiniz.

10. Ona en sevdiği yemeği ellerinizle yedirin

10-yemek
       Devletin ve milletin bekasi için siz de kavun yiyin

Son zamanlarda çok çalışan sevgilinizin amansızca kilo vermesine içiniz el vermiyorsa, bu öneri tam sizlik. İster salçalı bi ekmek, ister turşu kavurma; yârinizin canı ne çektiyse ona hazırlayıp yedirmek, kelimenin tam anlamıyla sizin elinizde. Yeter ki sunumsuz olmasın aşk.

11. Yolunu kaybetmiş bir yabancıya yol gösterin

11-yabanci-yardim
                         Lindsay Hanım napıyorsunuz?

Sevgilinize alacağınız hediyeye para harcamak yerine; bu mebla ile namaz, zekât nedir bilmeden cahilce yetiştirilmiş masum ecnebi çocuklarını ülkemizde okutabilir; onları batının ahlaksız filmlerinde oynama mecburiyetinden kurtarabilirsiniz. Böylelikle aşkınız, ilim irfan yolunda bir gencimize ışık olacaktır.

12. Onu güldürün

12-guldur
                  Bazen bir fotoğraf karesi dünyaya bedeldir

13. Cehapezihniyeti zamanlarına dönüp kuyrukta bekleyin

13_dav2
                               Enişte?

Sevgilinizle nostaljik bir yolculuğa çıkmak sandığınızdan çok kolay. Camilerin tek tek ahır yapıldığı günlere dönüp tüp kuyruklarında laik ve karneli beklediğiniz anları paylaşarak aşkınızı daha da güçlendirebilirsiniz. Bu romantizminizi, hayal gücünüze bağlı çeşitli mağduriyetlerle taçlandırmayı sakın unutmayın.

14. Onun için en yeşil ormanlara konut yaptırın

14-ara
             Şuraya da peşkeş çektirsene ya habibim

Bu da birden fazla sevgiliyi idare eden şeyhlere gelsin o halde. Her yıl ona n’alsam buna n’alsam diye kara kara düşünüp en sonunda hamile bırakmak suretiyle hepsine birer çocuk mu veriyorsunuz? Evde dolaşan küçük adamların adını bilmez mi oldunuz? Kolayı var. Ülkemizin en güzel iklim ve coğrafyasına sahip ormanlarına dilediğiniz gibi otel veya villa yapabilir; eşlerinize dağıtabilirsiniz. İslam kolaylık dini vesselam.

15. Unutmayın, ona karşı daima güler yüzlü olun

15-gulun

Çünkü ünlü bir cihan liderinin de kitlelere seslendiği gibi:

“Nâdâni terk etmedin, yârâni arzularsın.”

Ciao,

Ekin B.

Yayınlayan

ordasaatkac

Benim hakkımda degil ama benim yazmam hakkında birkac kelam: Kocaeli'nin Darıca ve Gebze ilçelerinde geçirdiğim ilkokul ve lise dönemlerinde olsun, Ankara'nın ODTÜ'sunde sular seller gibi akıp giden beş yılım olsun hayatım boyunca yazmaktan kaçan bir insan oldum. Annem "Oğlum hadi yaz" dedi, yazmadım. Hocam "Yaz" dedi yazmadım (Zorla yazdım). Arkadaşlar "Yaz artık amk" dediler (arkadaşlarım da biraz terbiyesiz mi nedir) yine yazmadım . Yazmadım oğlu yazmadım. Marifet sanki. Sonra ne mi oldu? Bi gün yazacağım tuttu. Yazmaya başlamam aynı zamanda siyah zeytini sevmeye başlamamla aynı döneme denk gelir hatta. Ne zaman yüksek lisansım için taa anasının nikahına Japonya'nın başkenti Tokyo'ya gittim, işler değişti. Önce canım deli gibi zeytin çekti; sonra etrafımda olan biteni, bu ilginç yaşamı ve dünyamı facebook profilimde bir takım arkadaşlarımla paylaşmak için ufaktan ufaktan iletiler yazmaya başladım. Şöyle biraz geçmişe gidip gördüm ki 2012 Ekiminden 2014 Aralığına kadar neredeyse 80 word dokümanı ileti yazmışım. Peh. En azından benim gibi yazmaktan kaçan bi insan için peh. Tabii her zamanki gibi "Yazmayı sevmiyorum ben yae" bahanesiyle arkadaşlarımın bin bir ısrarına rağmen blog açmayı erteliyordum. Sonra, 2015 Ocak başında 2015in Mayısına kadar bulunacağım İsviçre'nin Lozan şehrine doktora stajımı yapmaya geldim ve bir gün kendime: "Yeter lan, aç açacaksan şu bloğu" dedim; açtım. Şaka gibi. Yazmak için illa kıta değiştirmem gerekiyormuş gibi. Neyse, umarım bu saatten sonra göçebeliğe kısmi bir son verip seyahat anılarımı aktarabilirim. Gezi ve gözlemlerimle ilgili zirzop paylaşımları yapacağım blog ve facebook sayfalarımda keyifli zaman geçirmeniz dileğiyle. Ciao, Ekin B.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s