Bir çöküş hikayesi: Duty Free

Geçtiğimiz pazar iki günlük İstanbul seyahatimden Zürih’e dönüşte duty free’den geçerken bi anlık duraksadım. İç sesim dile gelerek, “Ya olm, geçen yaz adayı bırakıp şu ülkede yeni bi hayata başladın, onca iş güç arasında tek başına ev kurdun; kaç ay geçti hala kendine bi kıyak geçip de şunca çabanın tadını çıkartmadın. Bak saat kaç olmuş yolculuktan geliyorsun, hala eve koştur koştur gidip makale okuma derdindesin. Ulan önceki hafta sonu da doğum günündü zaten; insan bari bi viski neyin alır da gider kutlar, şu Zürih’in biraz tadını çıkartır!” dedi tam da viski reyonuna gözüm dalmışken.

az sakin beolm
                              Az sakin beolm

O an aklıma, bi keresinde Japonya’da içtiğim ve çok beğendiğim bi viski geldi. Tokyo duty freesinde bile şişesinin fiyatı 90-95€ olan, meşhur bi markaydı. Tamam, viski kalitesinden tek anladığı ‘Başgan var ya, mereti bi içiyosun böyle tatlı tatlı yakıp geçiyo, bak bütün yemek borusunu hissediyorum şimdi ehehe’ olan biri için biraz pahalıydı ama ‘yav kendim için de kırk yılın başında böyle bi harcamadan kaçınacaksam ne için yapacam?’ diyerek yarım litreden hallice şişeyi görür görmez kaptığım gibi kasa sırasına geçtim. Beklerken ödeyeceğim tutar aklıma gelip biraz burukluk yaşatsa da bir an önce eve gidip güzel bi film indirdikten sonra ayakları uzatarak şöyle keyif keyif viskimden yudumlamayı arzuluyordum.

scarface-blu-ray-review_image1
                        O son acılı dürümü yemeyecektim

Ama niye böyle şeyler arzuluyordum inanın bilmiyordum. Halbuki dışardan bakacak olsan böyle nohut pilav yerken laptobunda Behzat Ç.’nin eski bölümlerini izleyecek adam tipi var bende ama ne hikmetse Zürih insanı bi değiştiriyor galiba. Ayrıca, arzulamak ney lan? Orta gelirli dediğin arzulamaz ki, ancak canı çeker; arzulamak zenginin işi. Normalde en sevdiği içecek ayran olup da her seferinde ‘Ya bu Eker ayran da çok iyi hacı, ferahlıyo insan’ diyen birinin arzulaması ancak çekirdekli simit için olur, viski için olmaz. Neyse.

Bi viski yüzünden kapitalizm dünyasının gelir skalasındaki yerimi düşünedurayım kasa sırası da marketteki teyzelerin ‘Ya yeni kasa açsanıza alla alla’ diyeceği kadar uzadı. Tabii İsviçreli dediğin, havaalanı da olsa senin benim alışveriş kolaylığım için keyfini bozup da pazar akşamı onca insan çalıştırmaz.

DSC4767-22-984x500
                                              Çünkü muasır medeniyet

Canları sağolsun; zaten bu kadar anlamsız şeyleri düşünürken de sıra bana geldi. Şişeyi ve pasaportu verip valize eğildim. Kıyafetler arasında şişeye yer açmaya çalışırken işte o korkunç ses geldi:

– 225 Frank (205€) please.

yayinda
                              + Olabilir mi öyle bi şey ya?

+ Yahu dedim millet aç aç.

– Sori?

+ Ya işte küresel ısınma, Orta Doğu, lgbt hakları, halkların kardeşliği?

– Erm, it’s 225 Frank sir. Would you like to pay with credit card? (Valla bize gelişi bu, sarayım mı gasteye?)

+ Ama benim bi viski vardı sadece..

– Ja sir, I only scanned this one (Bayılıyorum böyle fakirlerin çırpınışını izlemeyi)

+ Aa, ben onu 90€ civarında sanıyodum ya daha geçen hafta Tokyo havaalanından da almıştım (90+3’te maçı kurtarmak için yalan atıyor)

– Oh, that one is aged for 12 years, while this says 18 years (Hem fakir hem cahil)

fft226_mf6398330
                                     + Kafamı zükeyim

+ ….

– Are you buying this item or shall I put it aside? (Almayacaksan dükkanın önünü kapama evladım)

Bi viskiye baktım tüketici kredisi çekmeye değer mi diye bi de sıraya baktım acaba ne kadar rezil olurum diye. Ya dedim, ‘Şu yaşıma geldim onca şey yaptım, hala kasa önünde ürün bırakacak kadar özgüvenim yok lan. Allah kimseyi kasa sırasında pahalı içkiyle sınamasın inşa..’

– .. sir..?

+ Ya sar gitsin ulan tamam lanet olsun geçen altı yıla da viskisine de..

– Ekskiyüz mi?

+ Ja ja ok, yes.

Barınaktan kaplan yavrusu sahiplenmişçesine aldım şişeyi. Değişen ortam sıcaklığının şişe içindeki single maltçıkların metobolizmasını bozmaması için ceketimin içinde kol kanat gererek eve kadar getirdim. Ama o kadar para verdikten sonra şimdi de hızlı bitmesin diye bardakla değil çay kaşığıyla içiyorum. Tadını anlayana kadar kaybolup dağılıyor zaten. Bari şişeye koku çubuğu batırayım da odayı ferahlatsın dedim ama viski de çabuk uçuyor kolonya gibin, daha fena. Dün az cesaret edip çeyrek çay bardağı içecektim ki gözlerim yaşardı, boğazım kurudu, yutkundum. Elim gitmedi. Haftalık mayışı bıraktık yine de mutlu değilim. Gerçekten de içki bütün kötülüklerin halasıymış.

Dolayısıyla ben ettim siz etmeyin temalı bu yazıyı da şu naçizane nasihatlarla bitirmek isterim:

* Siz siz olun kırk yılın başında bile olsa kendinize küçük sürprizler yapacaksanız Bim’de olun, mahalle marketinde olun. Olsun hadi Migros. Duty freeler çok tehlikeli.

* Feysbukta instagramda gördüklerinize kapılıp kendinizi şımartacaksanız Eti gofret çok ideal (En fazla damak fıstıklı bitter). Keyt Midıltın mıyız lan biz?

masage2
                 Şımarmak insanın kendine yakışanı sürmesidir

* Duty freeden geçerken bi şeyler bakacaksanız ruhunuz aç olmasın. Öncesinde mesela mutlaka iki üç satır Das Kapital okuyup büyük oyunu görün. Hem oligarşik mi olucan lan başımıza? Proletaryasın sen proletarya kal. İki satır daha yazarsam sosyalizm gelecek. 1 Mayıs’ta Taksim meydanında g.. (Bak hala yazıyor işçi sınıfı zındık)

* Bilhassa havaalanında alışveriş yaparken öyle havalı havalı dolanmayın. O fiyat etiketi oraya konuyorsa sebebi var. Artistliğin lüzumu yok. Ne demişler? Gez-gör-arpacık (viski neyden yapılıyo sandın?)

* Ayrıca viski miski de almayın ya, içilir mi öyle saçma bi şey, acı acı? Sanki bana Edinburg kalesinde doğdu pezemeng. Eker Ayran çok güzel bak, yoğun yoğun, oh mis.

O değil de, Behzat Ç. 68. bölüm bipsiz full HD linki var mı ya birinizde? Nohutu ısıttım da.

Ciao,

Ekin

Yayınlayan

ordasaatkac

Benim hakkımda degil ama benim yazmam hakkında birkac kelam: Kocaeli'nin Darıca ve Gebze ilçelerinde geçirdiğim ilkokul ve lise dönemlerinde olsun, Ankara'nın ODTÜ'sunde sular seller gibi akıp giden beş yılım olsun hayatım boyunca yazmaktan kaçan bir insan oldum. Annem "Oğlum hadi yaz" dedi, yazmadım. Hocam "Yaz" dedi yazmadım (Zorla yazdım). Arkadaşlar "Yaz artık amk" dediler (arkadaşlarım da biraz terbiyesiz mi nedir) yine yazmadım . Yazmadım oğlu yazmadım. Marifet sanki. Sonra ne mi oldu? Bi gün yazacağım tuttu. Yazmaya başlamam aynı zamanda siyah zeytini sevmeye başlamamla aynı döneme denk gelir hatta. Ne zaman yüksek lisansım için taa anasının nikahına Japonya'nın başkenti Tokyo'ya gittim, işler değişti. Önce canım deli gibi zeytin çekti; sonra etrafımda olan biteni, bu ilginç yaşamı ve dünyamı facebook profilimde bir takım arkadaşlarımla paylaşmak için ufaktan ufaktan iletiler yazmaya başladım. Şöyle biraz geçmişe gidip gördüm ki 2012 Ekiminden 2014 Aralığına kadar neredeyse 80 word dokümanı ileti yazmışım. Peh. En azından benim gibi yazmaktan kaçan bi insan için peh. Tabii her zamanki gibi "Yazmayı sevmiyorum ben yae" bahanesiyle arkadaşlarımın bin bir ısrarına rağmen blog açmayı erteliyordum. Sonra, 2015 Ocak başında 2015in Mayısına kadar bulunacağım İsviçre'nin Lozan şehrine doktora stajımı yapmaya geldim ve bir gün kendime: "Yeter lan, aç açacaksan şu bloğu" dedim; açtım. Şaka gibi. Yazmak için illa kıta değiştirmem gerekiyormuş gibi. Neyse, umarım bu saatten sonra göçebeliğe kısmi bir son verip seyahat anılarımı aktarabilirim. Gezi ve gözlemlerimle ilgili zirzop paylaşımları yapacağım blog ve facebook sayfalarımda keyifli zaman geçirmeniz dileğiyle. Ciao, Ekin B.

“Bir çöküş hikayesi: Duty Free” için 21 yorum

    1. Çok teşekkürler:) yazıları istediğim hale getirebilmek epey zamanımı (bi de iş güc tabii) alıyor; o yüzden niteliksiz olmasındansa daha seyrek yazıp daha güzel yazıları hedefliyorum:)

      Beğen

  1. Yazını büyük bir heyecanla üroloji konseyinde arka sıralarda hocalara gözükmeden okuyayim dedim ama kıs kıs gülmekten yakalaniyordum az kalsın 🙂 kafalarimiz çok farklı olsa da olayları anlatışına bayılıyorum. Sen hep yaz 🙂

    Beğen

  2. Keyifle okudum kimlerle paylaşıgımıda okurken kestirdim, tek sorum olacak niye bu kadar beklettiniz bizi ltf hep yazın kısa kısada olurrr😜

    Beğen

    1. Yorumunuz icin tesekkurler Lena Hanim:) Ne yazik ki yogun bir is tempom var, o yuzden her zaman istedigim motivasyon ve ilhamla yazi yazamiyorum. Az olsun, kaliteli olsun anlayisindayim. Ayrica genelde basimdan gecen olaylari kaleme aldigimdan, once olayin olmasi gerekiyor:) Ah bi de keske kisa yazabilsem, ne yazik ki daha kisa oldu mu Orda Saat Kac facebook sayfasinda ileti olarak paylasiyorum yazi degeri olmadigi icin.

      Beğen

  3. Yaraniza tuz basmak gibi olacak ama Japonya’da bakkaldan viski alinca duty free’nin 3’te biri fiyatina geliyor. Tokyo Narita duty free yani. Hem japon hem iskoc single maltlari cok ucuz bakkallarda. Mesela blended olarak Chivas Regal 12yo $20, Glenmorangie $33, laphroaig $35. Yolunuz japonyaya duserse aklinizda olsun, bu sekilde zararinizi bir nebze de olsa telafi edersiniz artik.

    Beğen

      1. Bana email atin, dukkanin icinde cekilmis fotolari gondereyim. Fotoda dukkanin GPS koordinati var. Tokyo’da iki ayri dukkanda gordum saniyorum shimbashi istasyonu yakinlarindaydi. Bir de tabii internette daha detayli bilgi dolasiyor: https://josephnah.wordpress.com/2016/02/11/four-places-to-buy-cheap-japanese-whiskey-outside-tokyo/
        Bu arada ben bu dukkandan 28 dolara bir yamazaki almistim ama uzerinde yil yoktu. ben de kazik yemisim yani. 12YO olani 70-80 dolar falan oluyormus.

        Beğen

  4. Eyvallah hocam, zaten nikka olsun chivas olsun onları yine ucuza bulabiliyorsun. Olay yamazakinin pahalı olması. 70-80euroluk şişeyi fabrikası bile vermez ucuza sanıyorum. Linki yine de kenarda tutuyorum, belki önümüzdeki yıl bi ziyarete giderim adayı

    Beğen

  5. Merhabalar dostum,
    Yazdiklarin tahmin ettiginden daha fazla kisinin hislerine tercuman olmustur..
    Ben de keyifle okudum..
    Saygilar bizden..

    Beğen

  6. Kardesim yillarin Iskoc single malt’i varken Japon single malt’i alinir mi?:)
    Al bi Glen (livet, fiddich, morangie, etc.) 18 yilligi 60-90 eur. Senin Yamazaki fiyatina Iskocya’da 30 yillik single cask single malt satiyorlar:D

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s