Japonya pahalı, dimi?

Japonya Türkiye’den gidenler için elbette pahalı gelecektir. Bana artık pahalı gelmiyor çünkü burada para kazanan biri için (devlet bursu da olsa) kaliteli yaşamak Türkiye’deki gibi lüks değil. Tek sorun, küçücük evlere bir ton kira veriyor olmanız. İstanbul’da emlak balonu dediğimiz şey Tokyo’da emlak zeplini. Bir de evi kiralarken depozito yanında sizden istedikleri ‘şükran parası’ veya ‘anahtar parası’ gibi abuk subuk meblalara ulaşan, size hiçbir zaman geri dönmeyecek olan bazı ilave giderler olabiliyor.

Ev işini hallettikten sonra market alışverişi canınızı kesinlikle sıkmıyor. Tükettiğiniz meyve ve sebzeyi bulunduğunuz coğrafyaya göre düzenlerseniz canınız yanmıyor. Yani tropikal meyvelerden gider, burada yetiştirilen sebzelerden alırsanız bir sıkıntı yaşamazsınız. Ama benim gibi iflah olmaz bir zeytinyağlı taze fasulye hastasıysanız tabii keseyi dönem dönem biraz daha açıyorsunuz. Et alışverişinde ise Amerika, Avustralya veya Yeni Zelanda menşei ürünleri alarak Japonlarınkine göre çok daha az yağ barındıran etleri oldukça uygun fiyatlara alma şansınız oluyor. Bu tür taktikler geliştirerek bütçenizi üzmüyorsunuz.

Araba veya motorsiklet gibi özel bir sevdanız yoksa Tokyo’da trenle ulaşım da kent kart muadili toplu taşıma kartları kullanan bizler için oldukça uygun. Fakat şehir değiştirecekseniz ve biraz hızlı hareket etmek için meşhur Shinkansen’lere (bullet train-hızlı tren) binecekseniz o zaman ışın rengi değişiyor. Onlar oldukça pahalı. O yüzden benim tercihim hala low-cost airlines diye tabir ettiğimiz ucuz hava yolu firmaları ve otobüsten yana olmak zorunda. En azından bir müddet daha.

Kıyafet de Japonya’da tahmin edildiğinden ucuza halledilebilir. En azından gittiğiniz her mağaza korkunç bir fiyat sunarak korkutmuyor sizi. Yerli ve yabancı markalar dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da herkesin bütçesine uygun kıyafetler sunabiliyor. O yüzden Japonya’yı ziyaret edecekler eğer olağan gezilerinin dışında daha doğa sporlarıyla ilgileneceklerse o kadar eşyayı valizlerinde işkence gibi yük etmek yerine pekala Tokyo’da kiralayabilirler.

Bence Tokyo yine de çoğu Avrupa şehrinden daha pahalı değil. Özellikle de İskandinavya ülkelerini, İngiltere veya İsviçre’yi daha önceden gezenler için Tokyo ucuz bile gelebilir. Gezginlerin nispeten uygun fiyatlara konaklamayı halledebileceklerini söyleyebilirim. Parayı daha çok dışarda yemeğe ve ulaşıma harcayacaklar ama bu da zaten her daim gezmenin bir parçası. Eğer ekonomi yaparak gezmek niyetinde olanlar için Japonya bir hayli zorlayıcı olabilir.

Ciao,

Ekin

Yayınlayan

ordasaatkac

Benim hakkımda degil ama benim yazmam hakkında birkac kelam: Kocaeli'nin Darıca ve Gebze ilçelerinde geçirdiğim ilkokul ve lise dönemlerinde olsun, Ankara'nın ODTÜ'sunde sular seller gibi akıp giden beş yılım olsun hayatım boyunca yazmaktan kaçan bir insan oldum. Annem "Oğlum hadi yaz" dedi, yazmadım. Hocam "Yaz" dedi yazmadım (Zorla yazdım). Arkadaşlar "Yaz artık amk" dediler (arkadaşlarım da biraz terbiyesiz mi nedir) yine yazmadım . Yazmadım oğlu yazmadım. Marifet sanki. Sonra ne mi oldu? Bi gün yazacağım tuttu. Yazmaya başlamam aynı zamanda siyah zeytini sevmeye başlamamla aynı döneme denk gelir hatta. Ne zaman yüksek lisansım için taa anasının nikahına Japonya'nın başkenti Tokyo'ya gittim, işler değişti. Önce canım deli gibi zeytin çekti; sonra etrafımda olan biteni, bu ilginç yaşamı ve dünyamı facebook profilimde bir takım arkadaşlarımla paylaşmak için ufaktan ufaktan iletiler yazmaya başladım. Şöyle biraz geçmişe gidip gördüm ki 2012 Ekiminden 2014 Aralığına kadar neredeyse 80 word dokümanı ileti yazmışım. Peh. En azından benim gibi yazmaktan kaçan bi insan için peh. Tabii her zamanki gibi "Yazmayı sevmiyorum ben yae" bahanesiyle arkadaşlarımın bin bir ısrarına rağmen blog açmayı erteliyordum. Sonra, 2015 Ocak başında 2015in Mayısına kadar bulunacağım İsviçre'nin Lozan şehrine doktora stajımı yapmaya geldim ve bir gün kendime: "Yeter lan, aç açacaksan şu bloğu" dedim; açtım. Şaka gibi. Yazmak için illa kıta değiştirmem gerekiyormuş gibi. Neyse, umarım bu saatten sonra göçebeliğe kısmi bir son verip seyahat anılarımı aktarabilirim. Gezi ve gözlemlerimle ilgili zirzop paylaşımları yapacağım blog ve facebook sayfalarımda keyifli zaman geçirmeniz dileğiyle. Ciao, Ekin B.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s